Geç kalmadım ki

24/10/2008 - Ne oldu ?..

Değerli arkadaşlarım..
Blogspotta neler oldu.. hiç anlamadım..
aykırı bloglar var idi ise de tüm site nasıl engellenir anlamadım..
bir anda nasıl yok edilebilir onca güzellik..
hiiiiç anlamadım... ?????
bilen anlayan varsa yorum yazsa da ben de anlasam...
sevgiler sevgili arkadaşlarım
...

13 YorumYorum yaz!Bağlantı

9/7/2008 - Hayat Güzel :)

Kategori: Pastel

                 

  (Aslında
www.geckalmadimki.blogspot.com dayım...)

Bir süredir yazamıyordum ya, teknik nedenlerle yazamadım ve ne yazık ki arkadaşlarımı dolaşamadım, çok şey kaçırdığımı düşünüyorum, umarım geriye dönük okuyarak açığımı kapatabilirim…

Birkaç gün öncesinden özetleyerek geleyim diyorum bu günüme, Efendim birkaç gündür yine Özgür ruhlu kocam İstanbul’da ve Özgür yanımda olmadığı için özgürlüğüm yanımda,

Yani dilediğim saatte yatıp, dilediğim saatte kalkıp, yemeğimi tepsi içinde bilgisayar masasında yemek, dx ball oynamak, tv kumandasının nerede olduğunu unutarak, aramaya da üşenerek gerçekten uyku gözümden akınca yatıp uyumak bana keyifli geliyor, (ama bu yaşam biçimi en fazla bir hafta iyi geliyor)

Söylediğim gibi Eşim İstanbul’da ya bu durumda sık sık telefonla görüşmekteyiz ve akşam tv deki programda söylenen veya basında yazılanlar doğruysa yani bizim telefonumuz da dinleniyorsa (ki bir çok kişi toplumun önemli insanlarından olduğunu düşünmek yada düşündürmek için dinlendiğine inanıyor) bizi dinleyen görevliler ya çok eğleniyor ya da şifre çözmeye uğraşıyorlardır J

Örneklemek gerekirse ki gerekiyor konuşmalarımız genellikle aşağıdaki gibi olmakta …

Zırrrrrrrrrrr zıırrrrrrrrrr  zıırrrrrrrrrrrr zıırrrrrrrrrrrrrrrrrr…..

-          Funda :           Hıııııııı ….

-          Özgür  :          Fındııık uyandınmı…

-          Funda :           Haaayıırrrrrrr  Saat kaç.. uyuyoruz biz kızımla..

-          Özgür :           9:30

-          Funda :           E biz 03:30 da yattık üfff   bırakta uyuyalım..

-          Özgür :           Tamam uyuyunda ben kızımın hasretiyle yanıyorum, bi sesini duyur                      bana..

-          Funda :           Üfff çıtııır, şu babana bi ses ver de kapasın telefonu

-          Çıtır :              ………….…………

-          Özgür :           Ne diyor

-          Funda :           Konuşmak istemiyor..

-          Özgür :           Bi göbeğini öp ya da kuyruğunu çek bağırsın..

-          Funda :           Yaa annen güzelmi (ydi) beni ısırsın dimi sonra..

-          Özgür :           Sen ısır önce kulağını filan bi sesini duyayım.

-          Funda :           Üff hadi özgür kapa şu telefonu ve çeneni de uyuyalım geç yattık biz                   senin gibi tavuk saatinde yatmıyoruz..

-          Özgür :           Yaaa bi ses hadi yaa çok özledim kızımı yaa

-          Funda :           Gitmeseydin o zaman hadi iyi gecele.. yok yok iyi sabahlar, 11 den önce  arama çaattt…

Bu en sıradan görüşmemiz, Yani tün konuşmalarımızda Çıtır başrolde, ikimizin de kıymetlisi ya bizim hırçın ve yaramaz kedimiz..

Ben kendime kaldığım için şu günlerde günlük programımı da  bağımsız yapabidiğimden Bu günümü de keyfimce geçirdim, çok mutlu bir gün yaşadım.

Benim yıllaaar yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, Naime’m, çocukluk sonu genç kızlık başı dönemlerinde başlamıştı arkadaşlığımız. O zaman kanka lafı olmadığından kanka olduğumuzu bilmiyorduk ama çok yakındık, benim annem çalıştığından o dairesine gider gitmez ben soluğu onlarda alırdım, biz çok küçük bir aile hatta sülale olduğumuz için onları evindeki hareket, bol kardeş sayısı bana çok eğlenceli gelirdi.. çook sevgiyle çok candan günlerimiz, yıllarımız geçti.. evlendik, yollarımız, illerimiz ayrıldı, ben Ankara’dan İstanbul’a taşındım.. ve zaman girdi araya birbirimizi kaybettik uzaklaştık, birkaç gün göremesem çok özlediğim arkadaşımdan 30 yıl civarı bir süre ayrı kaldım..

Kaldım ama bir gün ahdettim aradım taradım ve buldum.. O da Antalya’da yaşıyor şimdi, yeniden görüşmeye başladık kaldığımız yerden.. Bir de 11-12 yaşlarında bir oğlu var ki, tanrım ne çocuk, (galiba artık kankam İsmail olacak) aklımdan geçenleri okuyup, benim hayallerimi projelendirecek kadar muhteşem bir çocuk..

İşte bu gün sabahtan akşama kadar Onlarla birlikteydim, (en çok da İsmail’le birlikte) kahvaltıyla başlayıp, günlük kitap okuma seansıyla devam eden günümüzü geç saatlere kadar yüzerek ve su topu oynayarak geçirdim.. Yani çok keyifliyim vee mutluyum.. iyiki buldum Onları,

Sonuç olarak yaşadığım bu güzel günü de paylaşmak istedim sizle..

Bu yazıya ek yapmak için bir resim bulmalıyım, ve bu ara yaptığım ve size göstermediğim bir iki resim var, ama onlar tekrar çalışmaları, (sahici ressamlar gibi talep geldi de) O nedenle onları koyamıyorum sayfama, ama durun durun geçenlerde pastel boya ile yaptığım ikinci ihtiyar adam portresini göstermemiştim size, Onu bulup ta ekleyeyim sayfaya..

Uzattım mı, tamam bitirdim..

Haydi sevgiler sizlere…

Hoşçakalın…

 Not :  resmin göründüğünden emin değilim, yukarıda adresini verdiğim blogspot ta görebilirsiniz, dilerseniz.... 

 

6 YorumYorum yaz!Bağlantı

28/6/2008 - Sıcak Çook Sıcak..

Kategori: Pastel

Blogspot benim tembel  olduğumu düşünmesin, birkaç satır yazayım diye oturdum PC nin başına..  (bir süre bu sayfa ile www.geckalmadimki.blogspot.com adresindeki sayfamı birlikte yürütmeye çalışacağım)

Sıcak dahada sıcak, çok sıcak olacak diye bir şarkı söylüyordu bir genç bir ara, kafamın içinde o şarkı var, Özgür balkonda oturduğu için klimayı açamıyorum (motor orada) bilgisayarım diz üstü diilki ben de gideyim, bir de kızım kedim dizüstü kedi modunda ısrarla kucağımda oturmak istiyor sıcak mıcak dinlemeden, bir de yaş elli üstü.. Yani zaten sıcak çook sıcak,

Benim özgür ruhlu kocam balkondaki  musluğa takılı hortumla, oturduğu yerden, (drinkini alırkenJ)  oturduğu koltuğu,  masayı, masadaki peçete vb. eşyayı, ara ara camları, çoklukla kendi bedeninin büyük bir kısmını yıkıyor ki O’nun 110 kg olduğunu düşünürseniz, büyük bir kısım hayli büyük oluyor.

Yani bu satırları bir şelale yakınında yazıyormuşum gibi bir ses var fonda.. daha fazla dayanamayacak yazıyı fazla uzatamayacağım, kızım izin verirse yazıyı burada noktalayıp, balkondaki sulara ulaşmalıyım..

Hadi hoşçakalın,

Geçenlerde yaptığım pastel resmi ekleyeceğim fotoğrafı net çekemedim ama bi resim eklemem lazım ya,  prensip meselesi… aşağıya değil, yukarıya galiba..  tam sökemedim daha bu resim ekleme işini de..

Sevgiler…

 

 

4 YorumYorum yaz!Bağlantı

25/6/2008 - YENİ ADRES YA DA DİĞER ADRES :)

Agliyor

ARKADAŞLARIMIN İZİNDEYİM Gülümsüyor
KALICIMI GEÇİCİMİ HENÜZ BİLEMİYORUM,
KOLAY KOLAY BIRAKAMAM BU SAYFAYI, BELKİ BİR SÜRE İKİ TARAFI DA CANLI TUTMALIYIM, BELKİ SÜREKLİ BİR YEDEĞİMİZ OLMALI DEĞİLMİ...
YENİ ADRESİM AŞAĞIDA

http://geckalmadimki.blogspot.com

SEVGİLER...

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

18/6/2008 - SPORTİF YAZI

Kategori: YAGLIBOYA

Ön Not: Hayatımda ilk kez sporla ilgili birkaç satır yazdım, korkarım sizlerle paylaşana kadar konu güncelliğini yitirecek Blogcu izin vermiyor, bakımdaymış, şimdilik bu yazı masa üstü bir dosyada bekliyor bakalım ne zaman paylaşabileceğim…

*******************
Milli Takıma Başarılar, Çek’lere geçmiş olsun, konuya bu  kadar girmişken de Hırvatistan’a biraz sakinlik yavaşlık ve de söylemek ayıp olacak ama başarısızlık dileyim  çünkü o maçta  kazanılacak galibiyete ihtiyacı var güzel Ülkemin  biz güzel vatandaşlarına, böyle bir ilaç lazımmış..

 

Nasıl mutlu olduk, ne ekonomik, ne siyasi, ne insani sorunlar, çeyrek finale çıkabileceğiz çeyrek altın fiyatından kime ne,

Bu güne kadar (bu günden sonra da) futbola hiç ilgi duymadım (duymayacağımda), Ancak akşam TV de maçın son 10 dakikasını keyifle izledim ve de hoşlandım, son anda değişen skor heyecanlandırdı..

Başarılarının devamını diliyorum…

Diliyorum da bu maç, yarışma, müsabaka konusu beni çocukluğumdan beri rahatsız etmiştir..

Sözlükte müsabaka kelimesinin eşanlamlı karşılığına batkımda bir sürü hoşlanmadığım kelime çıktı karşıma “maç, yarış, çekişme, çelenç, iddia, rekabet” gibi,

Bu olayların hep sevinen, yarar gören, kazanan bir tarafı varken üzülen, mağlub olan, zarar gören bir tarafı da oluyor..

Evet akşam maç bitiminde tüm ülke ile birlikte mutlu oldum (ama ara ara kameralar çek futbolcuları, onların üzgün hallerini gösterdi ya o görüntüler de beni üzdü)

Yani çocukluğumdan beri hiç bir konuda bir diğerini yenmek, diğer bir kişiden daha başarılı olmak hiç cazip gelmemiştir, çocukluğumdaki çocuk oyunlarında bile…

Kumarı da o nedenle sevmemiştim, bir dönem arkadaşlarım konkenci olmuştu, ben yenilip parasız kalmak ya da kimseyi yenip üzmek istemiyor, ama arkadaşlarımla da bir arada olmak istiyordum, O da bir dönemdi.. İskambil kartlarıyla fal bakmak ya da freecell le oluyor o işler şimdi J

Biliyorum biliyorum, bu kadarı normal değil ama demek ki ben de  pek normal değilim, TV deki bir diğerini yenen yarışma programları da sevmedim, sadece insanların başarılarının diğer kişilerin başarısızlığıyla ölçülmeyenlerden keyif aldım.

Bilgisayar oyunlarında, bulmacalarda hep kendimle yarışıyorum, Yani Rakip tanımıyorum..

Bu lafları yazmamın sebebi yukarıdaki duygulara ve bakış açısına sahip olduğum halde çok sevindim dünkü galibiyete, ne oldu bana acaba.. hadi hayırlısı..

Hadi Hedef Hırvatlarla yapacağımız maç… Burada herkes bildiği tezahürat melodisini söylesin mümkünse..

Şimdi milli takımı güllerle karşılamak gerekir değilmi..

Hadi aşağıda yağlıboya çalışmalarımdan biri var, siz de bakın ve eleştirin diyorum, olurmu..




(sistem de değişmiş, resmi ayrı sayfa yapamadım, en baştada aynı sayfa yapamadığımdan öyle bir düzen tutturmuştum, belki de böyle daha iyi :)

Sevgiler sevgili dostlar…

9 YorumYorum yaz!Bağlantı

9/6/2008 - KEDİLİ YAZI...

Kedilerle, kedi sevenlerle, kedi sevmeyenlerle ve bizzat kendi kedim kızım Çıtır’ımla başım dertte…

Beni bilenler cadı kızım Çıtır’ımın ne kadar yaramaz olduğunu bilirler, asabi kız, yapacak bir şey yok, okşanacaksa onun istediği zaman, öpülecekse o söylediğinde olacak, maması ne zaman ne türlü istiyorsa öyle verilecek, yüzüme kocaman gözleriyle bakıp “ iiiyüüvvv eeuuuv” diyorsa ki bu “sen yediiiiiir” demek oluyor, eğilip önünde duran mama kabından alıp avuçtan yedirilecek, sonra koşarak banyoya gidilip lavabodaki musluk açılacak su içmesi başında beklenecek vb.. gibi hizmette sınır olmayacak, Aksi durumda (önce sabırla ve iyilikle bildirir isteklerini de biz hizmette gecikirsek) diş ve tırnaklar devreye girer, kedi sevmeyenler de bu satırlara sinir olacak, az sevenler deli diyecek, çok sevenler beni anlayacak…

Yok yok Çıtırımla başım dertte diye bu nedenlerle söylemedim, bu bizim kendi seçtiğimiz yaşam biçimi ve mutluyuz..

Bizim derdimiz dışarı kedileriyle ve onların Çıtırla ilişkisi nedeniyle alakalı,

Şimdi içinde yaşadığımız sitede bir çok hayvan düşmanı var ki eğer muhabbet edersen hepsinin kendine göre mazeretleri var “efendim çocukken ısırılmış yada kötülükler görmüşlermiş” bazıları sevmem demeye utanır uzaktan severim der…bir de gerçekten fobi sahibi olanlar var ki Onlara bir şey söyleyemem sadece fobilerinden kurtulmalarını dilerim samimiyetle..neyse kendi seçimleri ve ne yazık ki yaşamdan alacakları tadın çook eksik olduğunı bilemiyorlar,  (dilerim Tanrım hepsinin gönlüne o güzel sevgiyi doldursun ve bu güzel duygudan mahrum olmasınlar)

Ay hep konuyu dağıtıyorum… Dedim ya Hayvan sevenler de var birkaç hanım, Onlar da durumu abartmış durumda, ellerinde kedi mamaları birer kedi sahiplenmişler,bütün gün  o kedilerin peşinde dolaşıp, sevmeyenlerin şimşeklerini üzerlerine çekiyorlar ve sahiplendiklerinin dışındakilerle ilgilenmiyorlar,

Bu  nedenle diğerleri bize kalıyor, sevmeyenleri kızdırmadan, ulu orta yapmadan, kenarlarda köşelerde kediciklerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor, mamalarını sularını eksik etmemeye çalışıyoruz, Ama o kedi sevmeyenlerden biri de ne yazık ki bizim kızımız Çıtır.. Bu işleri O’ndan gizli yapıyoruz..

Ama iki gün önce Duman dediğimiz dünyalar güzeli bir hanım kız illede yanımızda olmak istediğini söyledi bize sesi ve kuyruğuyla, çünkü bebekleri olacak, olmak üzere ve yardım istiyor.. Özgür ve ben Çıtırımızı eve kapadık, Dumana bir loğusa kutusu hazırladık, yanında oturup sancıların sıklaşmasını beklemeye başladık, Çıtırın aşılarını birkaç gün öne alıp veterinerimizi de davet ettik, destek kuvvet olarak,  bu süreçte Duman bizi sahiplendi, telefona bakmak için araladığımız kapıdan içeri hızla girip Çıtırla birbirlerine girmesinler mi, Özgür bebeğini düşüreceksin diye bağırıyor ben Çıtırı tutup uzaklaştırmaya çalışıyorum, bu kargaşada Duman apartmana girdi, Canım benim artık doğum çok yakın ve canı yanıyor, ne yaptığını bilemez durumda, kedi fobisi olan 2 komşumuzun çığlıkları ile iyice panikleyen ve zaten canı yanan Dumancık Fobili komşularımın fobilerini boşa çıkartmayarak bacaklarını tırmalayıp kanattı.. Yetişemedik, engelleyemedik, komşular doğru aşıya gitti, Dumanı da derhal siteden uzaklaştırdılar…

Önce çok üzüldük ama veterinerimiz bizi teselli etti, bebeklerin sakin ortamda doğmalarının daha iyi olacağından, Dumanın bu saldırısı nedeniyle canının yakılabileceğinden, belki kontrol altında tutmak adına kapatılabileceğinden hatta daha kötü şeyler de yapılabileceğinden bahsederek avuttu bizi,

Ertesi günü gidip aradık ziyaret edelim en azından diye, ama iyi gizlenmiş, muhtelif yerlere su ve mama bıraktık, yakınlarda bulunan gecekondularda da hayvansever sakinler  olduğunu görüp rahatladık…

Döndük geldik, haydaaa Salep’e (sitede dolaşan bir diğer kedi) araba çarpmış, kuyrukcuğu kırılmış, veterinerimiz yine çağırıldı, ödemi geçince yani pazartesi operasyon var…

Yaaa işte böyle arkadaşlar, Özgür ruhlu Kocam ve Protokol ruhlu Annem ve Asi ruhlu Kedimin bir birleriyle ilişkilerini bu ilişki içindeki aksiyonları yazayım diyordum ama bu olay bizi derinden etkiledi konu öne geçti üstelik de hayli uzun ve sıkıcı bir yazı olmuş, Pardon..

Önceki yazıda sözünü ettiğim siyah beyaz yağlıboya resmi ekliyorum aşağıya, Annemin kucağında Çıtırım, (laf aramızda Annemin kırışıklarını yüzde elli azalttım, botokslu gibi oldu ama kendisi yine de “hiç te bana benzememiş benim alnım o kadar kırışık değil ki” diye söylendi, üstelik gören ve bilenler benzetebildiğimi söylüyor) J

 

Haydi şimdilik hoşçakalın, daha neşeli günlerde ve yazılarda görüşmek üzere Sevgiler herkese…

9 YorumYorum yaz!Bağlantı

9/6/2008 - Annem ve Kedi kızım...

Kategori: YAGLIBOYA

6 YorumYorum yaz!Bağlantı

1/6/2008 - Başlık değişmeli…

Konu da değişmeli, Anneler gününde Acılı arkadaşımın acısıyla yazdığım üzen yazı asılı kaldı sayfamda,

Yeni yazı için yeni de resim eklemeli yeni konulardan bahsetmeliyim diyordum, yeni konum yok ama yeni resimlerim var, var da fotoğrafları yok, e tablolar da karma sergide sergilenmek üzere evde yok ki fotoğraflayıp ta size göstereyim..

Bekledikçe de üzücü yazım sayfada hep önde kalıyor,

Sevgili arkadaşlarım merak ettiklerini yazıyorlar, Onlara yanıt bile veremiyorum,

Biten resimler bu hafta ortasında Antalya’da Cam Piramit’te açılacak olan karma sergide olacaklarmış, Antalya’da olanlar belki görebilirler, (5 yağlıboya 2 suluboya 1 de pastel var Funda imzalı, başka funda varmı bilemiyorum ama), bi de benim yarın açılacağını zannettiğim ama yarın toplanacak olduğunu şimdi öğrendiğim bir başka karma sergide sergilenecek birkaç resmim vardı. Kaçırdım..

Kendi kendime söyleniyorum, sanki hergün sergilere katılıyormuşum gibi, insan kendi katıldığı sergiyi kaçırırmı.. ne fena..küstüm kendime..

Ama hafifletici nedenlerim var, kendimi savunma izni verirsem kendime belki aklanırım..

Benim Anneciğim çok nazlı, O’nun ilaçlarını ve diğer ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, Onu mutlu etmek için tüm günümü, aklımı, fikrimi duygularımı Ona tahsis etmem gerekiyor, Benim Fulya’cığım (saklanbacımızın annesi) tüm kış yapıyor bu işleri, ben de ona daha çok resim yapması, kendisine zaman ayırması konusunda ahkam kesiyordum, ne haksızlık..

Neyse sıkıntılı yazıyı kaldırayım derken yine mızıklanmaya başladım, bir dahaki yazıma “Annemle Çıtırımın” resmini ekleyeceğim sayfama, sergide fotoğrafını çekeyim de, O resmin üzerine Özgür ruhlu Kocamın, Son derece protokol ruhlu Annemle ve Canavar kızım kedimle geçen günlerimin gülümseten olaylarını yazmalıyım.. çok şeyler yaşandı, hiç de sakin geçmedi günlerimiz..

Bu yazıyı sadece bir önceki yazı bir arkaya gitsin diye yazdım alel acele, resim de eklemeyecektim ama şimdi aklıma geldi geçenlerde yaptığım suluboya çocuk portresi vardı bir yerlerde şimdi bulur eklerim onu,

Haydi şimdilik hoşçakalın…

Sevgiler Dostlarım…

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

1/6/2008 - Çilli

Kategori: SULUBOYA

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

11/5/2008 - Anneler Günü

1996 yılında kaybettiğim en yakın arkadaşımın iki yavrusu var, dünyalar güzeli iki papatya, onlar büyüdüler biri çook tatlı bir genç iş kadını diğeri de yine çok tatlı bir Anne oldu, Ama o yıldan bu yana her anneler gününde o canlarımı düşünürüm, yüreğim sızlar hep bir bahaneyle en azından seslerini duymaya çalışırım,

biraz önce de geçen yıl dünyalar güzeli, değerlisi, ülkemiz için de çok büyük bir kayıp olan gencecik doktor yavrusunu yitiren değerli arkadaşımla konuştum, acısı bu günkü kadar taze ve hiç ama hiç hafiflemeyeceği anlaşılıyor,

Benim de içim yandı yine,

önceleri de Anneler Gününde "annesini ya da yavrusunu" yitirenleri düşünürdüm, Anneciğimi kutlamama rağmen artık bu gün bana daha çok acı veriyor...

Sevdiklerini yitirenlere dayanma gücü diliyorum...

Başka da bişey yapamıyorum...

8 YorumYorum yaz!Bağlantı

sLm
:&
selam canısıma
İNANMIYORUM
KEDİCİKLER
Merhabalar
Selam
Selam
pastel
resim
<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Boş ver yaşı başı demiş Can Yücel, Öğrenmeye, Ümidetmeye, Hayal kurmaya hatta gelecekle ilgili planlar yapmaya geç kalmadım ki.

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

sureyyam
burdasaklaniyorum
evkedisi
nescafe
meyradan
gercekyasamdan
hayat1987
illede
birmelekdile
oznurbursa
Emel N. Örsoğlu
alpernatif
almulaca
okumaca
mutfaktayim
bugundeguzel
nurdanacar
sonkarahindiba
jidotakafu
tukarikashi
handecasus2
bittercokemel
elbecerilerim
yicemkelleyi
dekoratif
uctemmuz

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

aşk kursu sertifikası